8 Eylül 2016 Perşembe

22. Gün

Henüz bulaşıkları yıkamayı düşünmüyorum.
Güne böyle bir cümleyle başlayacağım aklıma gelmezdi. Ama başladım. Ve -tahminimce- 50 metrekare olan evimde amaçsızca -mümkün olduğu kadar- dolaşırken mütemadiyen içimden tekrarlıyorum bu cümleyi.
Belki bulaşık yıkamayarak bugünkü rutinimi bozup "gün monotonluğu" nu 1-0 yenebilirim ve pis bulaşıklarımın dolduğu lavaboya karşı akşamüstü bir şişe soğuk bira açıp hunharca gülerim. 

Doha'ya geleli 9 gün sonra 1 ay olacak. Katar adlı yarım adanın başkenti olan çölün ortasındaki şehir simülasyonu diyebiliriz kendileri için. Hava -ki bundan sık sık bahsedeceğim sanırım- tam anlamıyla Cam bir buhar odasında yaşıyormuşsunuz gibi. Nemden oluşuyor. Şu an öyle en azından.

Geldiğimiz sabah havaalanından çıkıp taksiye binerkenki şokumu anlatmayı ne yazık ki becerebileceğimden emin değilim. Sabah 4:30 olmasına rağmen hava, 40 derecenin üzerindeki bir bulut sizi yutuyormuş havasıydı. Nem bulutu sizi yutuyor ve bir taraftan da yüzünüze jet motorunun yanındaymışsınız gibi bir sıcaklık rüzgarı savuruyordu. Şu anda da gündüzleri genelde bu şekilde. Dediklerine göre Eylül'ün sonlarına doğru düzeliyormuş. Peki. Yine de ben bugün bulaşıkları yıkamayacağım.

Amacım burayla ilgili bilgiler vermek değil. Bir çok yerde bulabilirsiniz bu bilgileri. Ve evet aynen öyle, okuyacaklarınızın hemen hemen hepsi doğru. Sadece şu "Uuuv Katar'da eğlence! Burada neler neler yapılmıyor ki! Çok sosyal biryer çok şeker" bıdı bıdıları pek doğru değil kanımca. En azından yazın. Tabii eğlenceden ve sosyalleşmekten ne anladığınıza göre değişir. Gece klüpleri, oteller evet çok güzeller -ve çok pahalı- ve elle tutulur tek şey onlar gibi gözüküyor, eğlence adına. Ama sokak kültürü denen şey yok. Evde sıkılıp bir sokaklarda gezeyim hayatı burada yok. Alışveriş merkezlerinde gezebilirsiniz. Hatta AVM'lerin bir tanesinde, AVM içi yürüyüş klubü var, durumun vehametinin özeti niteliğinde.

Çok uzatmayacağım, kısaca İstanbul'da yaşayan, haftasonları Maçka Parkı, Cadde Bostan Sahil, Karaköy, Suma Beach, alternatif tatlış ev partileri, mini barların önünde elinde kokteylle takılmacalar, hafta içi iş koşturmaları, öğlen buluşmaları ve hafta içi akşamı planları ekseninde yaşayan kişiler için -ki azımsanmayacak çoğunlukta bu komün- burası adeta bir boşluk. Çöl. Ve hayır, Burning Man yok. Ve en ama en önemlisi arkadaşlarınızı geride bıraktıysanız ve tüm gün evdeyseniz -hayır tatil değil- o boşluk elle tutulur hale geliyor. Bundandır bu kadar uzun yazmam. 

Henüz 22 gündür burada yaşayan biri olarak genel haliyet-i ruhiyem bu şekilde. Kocamın eve gelişine kadar ki 11 saatim Ağustos ayının dışarıya çıkarsan ölürsün modundaki hava sıcaklığı nedeniyle, evin içinde yalnız geçiyor. Derya Baykal Yaratıcılığı mertebesine ermeme ramak kaldı. 
Ve evet bulaşıkları hala yıkamayı düşünmüyorum. Belki kirli tabakaların fotoğraflarını çekip Photoshop'da kurcalarım, Instagram'a koyarım, bir süre like'ları takip ederim. Evet bunu yapabilirim.












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder